Ana içeriğe atla

Hür İrade Diye Bir Şey Var mı?

 Uzun zamandır hür iradenin var olduğuna inanmıyorum.


Birçok insan, kararlarını kendi verdiğini, hayatının direksiyonunda kendisinin olduğunu düşünüyor. Ben ise bunun bir yanılsama olabileceğini düşünüyorum.


Bazen evrenin içinde, bedenlerden bağımsız çalışan devasa bir karar mekanizması olduğunu hayal ediyorum. Buna Tanrı diyebilirsiniz, kolektif bilinçdışı diyebilirsiniz ya da henüz adını koyamadığımız başka bir şey. İnsanlığın tüm hafızasını taşıyan, hesap yapabilen ve geleceği görebilen dev bir zihin…


Bir bilgisayar gibi düşünebilirsiniz ama bizim bildiğimiz bilgisayarlardan kıyas kabul etmeyecek kadar güçlü. Geçmişi, bugünü ve geleceği aynı anda değerlendirebilen bir sistem. Belki de düşüncelerimize erişebiliyor, kararlarımızı etkileyebiliyor ve farkında olmadan bizi belirli yönlere itiyor.


Eğer böyle bir mekanizma gerçekten varsa, o zaman özgür iradeden nasıl söz edebiliriz?


Ama asıl ilginç olan şu:


Böyle bir mekanizmanın hiç var olmadığını kabul etsek bile, yine özgür iradeden bahsetmekte zorlanıyorum.


Çünkü bugün verdiğimiz her karar, geçmişimizin bir sonucudur.


Doğduğumuz aileyi biz seçmedik.


Genlerimizi biz seçmedik.


Çocukluğumuzda yaşadığımız olayları biz seçmedik.


Karşılaştığımız insanları, travmaları, başarıları ve başarısızlıkları biz seçmedik.


Fakat bütün bunlar karakterimizi oluşturdu.


Bugün “ben” dediğimiz kişi, aslında yıllar boyunca biriken sayısız etkinin sonucudur.


Bir insan cesur olmayı seçtiğini söyleyebilir. Fakat onu cesur yapan şey nedir? Çocukluğu mu? Yaşadığı deneyimler mi? Genetik yapısı mı? Karşılaştığı insanlar mı?


Bir başkası korkak olabilir. O da aynı şekilde kendi geçmişinin ürünüdür.


Bu durumda gerçekten seçim yapan kimdir?


Kararı veren kişi mi?


Yoksa o kişiyi oluşturan ve onun kontrolü dışında şekillenmiş olan geçmiş mi?


Bir insanın hayatındaki tüm anıları, tüm deneyimleri ve tüm etkileri kaldırdığınızı düşünün. Geriye karar verebilecek bağımsız bir “öz” kalır mı?


Ben bundan emin değilim.


Belki de özgür irade dediğimiz şey, geriye dönüp kararlarımızı sahiplenme biçimimizden ibarettir.


Belki de seçimlerimizi önce yapıyor, sonra nedenlerini uyduruyoruz.


Belki de hayatımız boyunca “ben seçtim” dediğimiz şeylerin büyük bölümü, bizden önce başlayan ve bizimle devam eden bir neden-sonuç zincirinin halkalarıdır.


Bu düşünce bazı insanlara rahatsız edici gelebilir. Çünkü özgür iradeyi sorgulamak, aynı zamanda kim olduğumuzu da sorgulamaktır.


Ancak şu soruyu sormaya değer:


Eğer düşüncelerimizi oluşturan nedenleri biz seçmediysek, o halde seçimlerimizin ne kadarı gerçekten bize aittir?


Belki de insanlığın cevaplaması gereken en büyük sorulardan biri budur. Belki de özgür irade, sandığımız kadar özgür değildir. Belki de hiç var olmamıştır.



Kesin sonuç; Cezalandırılmayı hak etmiyoruz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...