Karl Marx’a göre insanlığın nihai toplumsal aşaması komünizmdir. Yani sınıfların ve devletin ortadan kalktığı bir düzen. Ben de geleceğe baktığımda, farklı bir yoldan da olsa benzer bir sonuca varıyorum. Üstelik bunun devrimlerle, silahlarla ya da diktatörlüklerle değil; doğrudan teknolojinin gelişimiyle olacağını düşünüyorum.
Bence gelecekte teknoloji, bugünün siyasal ve ekonomik düzeninin temel kusurlarını birer birer bypass edecek.
Bunun en önemli örneklerinden biri temsil meselesi. Tarihte meclisler neden kuruldu? İnsanlar neden kendi oylarını başka insanlara verip onları kendileri adına karar almaları için meclislere gönderdi? Bunun temel sebebi çok basitti: Bir ulusun tamamını aynı anda bir mecliste toplamak fiziksel olarak mümkün değildi. Hiçbir yapı milyonlarca insanı aynı anda barındıramazdı. Barındırsa bile bu sistem sürdürülebilir olmazdı.
Ama teknoloji bu engeli ortadan kaldırıyor. Artık milyonlarca insan fiziksel bir çatı altında bulunmak zorunda değil. Bir internet ağı üzerinde, aynı dijital platformda, aynı anda toplanabilir; tartışabilir, karar alabilir, oy kullanabilir. Bu yüzden gelecekte temsilciliğe dayalı sistemlerin yerini doğrudan katılıma dayalı online meclislerin alacağını düşünüyorum. Yani geleceğin siyasetinde vekiller olmayabilir. İnsanlar kendilerini doğrudan kendileri yönetecek hale gelebilir.
İkinci büyük kırılma ise para sisteminde yaşanacak gibi görünüyor. Bugün başlayan kripto para akımı, bana göre gelecekte çok daha ciddi ve dönüştürücü bir boyuta ulaşacak. Şu anki örnekler bunun sadece ilk işaretleri. Bitcoin bence nihai form değil; yalnızca ilham veren bir başlangıç. Esas dönüşüm, bundan daha işlevsel, daha gelişmiş ve günlük hayatla daha uyumlu dijital para sistemleriyle gerçekleşecek.
Bugünkü merkez bankası sistemi, çoğaltılabilir para mantığı üzerine kurulu. Banknotlar günlük alışverişi kolaylaştırır, evet; ama aynı zamanda sonsuz biçimde çoğaltılabildikleri için enflasyonu da mümkün kılarlar. Altın ise sınırlı olduğu için değerlidir, fakat günlük alışverişte kullanışlı değildir; çünkü onu pratik biçimde sonsuza kadar bölemezsiniz.
Oysa dijital ve sınırlı bir para birimi, bu iki sorunu aynı anda aşabilir. Hem sınırlı olur, yani keyfî biçimde çoğaltılamaz; hem de aşağı doğru neredeyse sonsuza kadar bölünebilir. Teknoloji bunu mümkün kılar. Böyle bir sistemde günlük alışverişler rahatlıkla yapılabilirken, para arzının sınırlı kalması nedeniyle bugünkünün tersine bir ekonomik düzen oluşabilir.
Bugün satın aldığınız bir ürünün fiyatı zamanla artıyor. Çünkü para değer kaybediyor. Ama sınırlı dijital para düzeninde bunun tersi yaşanabilir: Üretim arttıkça ve verimlilik yükseldikçe ürünler ucuzlar, para ise değerini korur hatta artırır. Bugün 0.001 dijital paraya aldığınız bir çikolatayı, on yıl sonra 0.0000001 birime almanız mümkün olabilir. Çünkü o dünyada para bozulmayacak, aksine üretim ucuzlayacaktır.
Bu durum toplumsal hayatı kökten değiştirir. İnsanlar sırf sistem dönsün diye gereksiz üretim yapmaz. İsraf azalır. Bir üründen ne kadar fazla üretirseniz fiyatı o kadar düşeceği için, üretim ihtiyaç kadar yapılmaya başlanır. Aşırı tüketim ve anlamsız büyüme takıntısı zayıflar. Belki de dünyanın ciğerleri ilk kez gerçekten nefes almaya başlar.
Böyle bir gelecekte insanlar sadece daha verimli değil, aynı zamanda daha sakin ve daha bilinçli hayatlar yaşayabilir. Kaos azalır. İnsanlar düşünmeye daha fazla zaman bulur. Eğitim daha nitelikli hale gelir. Anne babalar çocuklarına daha çok vakit ayırabilir. Hayat, bugünkü gibi sürekli ayakta kalma mücadelesine sıkışmış bir varoluş olmaktan çıkabilir.
Bu yüzden Karl Marx’ın büyük ihtimalle haklı olduğunu düşünüyorum. Ama belki de onun öngördüğü sonuca, onun tahayyül ettiğinden farklı bir yoldan gideceğiz. Komünizm, zorla kurulan bir rejim olarak değil; teknolojinin insanlığı mecburen götürdüğü yeni bir düzen olarak ortaya çıkabilir. Diktatörlerle değil, yazılımlarla. Savaşlarla değil, ağlarla. Baskıyla değil, imkanla.
Yani insanlar bir gün komünizmi istemek zorunda kalmayacak; teknoloji onu zaten mümkün ve mantıklı hale getirdiği için oraya kendiliğinden yönelecek.
Belki de gelecekte sınıflar ortadan kalkacak. Belki sınırlar da anlamını yitirecek. Belki devlet, bugün bildiğimiz biçimiyle tarih olacak. Ve bütün bunlar, insanlığın bir ideolojiye zorla boyun eğmesiyle değil; eski kusurların teknik olarak aşılmasıyla gerçekleşecek.
Benim gördüğüm gelecek, tam da böyle bir gelecek.
Yorumlar
Yorum Gönder