Ana içeriğe atla

Tanrının planı, şans, şükür.

 Hayatım boyunca kadere hep isyan ettim. Hak etmediğim şeylerin başıma geldiğine inandım. Hak ettiğim şeylerin başıma gelmesi için sürekli evrene mesajlar yolladım. İyi biri olursam başıma iyi şeyler geleceğini düşündüm. Kötü şeyler yaptığımda ise, başıma gelen kötü şeyleri hak ettiğime inandım.


Ancak sonradan, yaşım kemale erince şunu fark ettim: Her şey büyük ölçüde şans.


Peki bu şansı ne belirliyor? Şansımızı artırmak için ne yapabiliriz?


Bunun kesin bir yolu olmadığını fark ettim.


Çok başarılı insanlar görüyorum; her şeyi yalnızca kendilerinin yaptığını zannediyorlar. Gerçekten komik. Öyle olmadığını biliyorum. Çok başarısız insanlar da görüyorum; her şeyin kendi kabahatleri olduğunu düşünüyorlar. Bu da çok üzücü. Çünkü onlar da doğru düşünmüyor.


Ben artık şöyle düşünüyorum: Tanrı’nın bir alet çantası var. Şanslıysanız kendinize temiz, düzgün, huzurlu ve kıymetli bir alan buluyorsunuz. Şanssızsanız, maalesef o alet çantasının en kirli, en kıymetsiz, en paslı, en ücra köşelerinde sürünüyorsunuz.


Eğer Tanrı’nın planında işe yarıyorsanız, alet çantasının daha yukarılarında, elini attığında ulaşabileceği temiz yerlerde oluyorsunuz.


Belki şansımızı böyle artırabiliriz diye düşünebilirsiniz: Tanrı’nın planında işe yarayarak.


Ama emin olun, eğer içinizde buna uygun bir cevher, bir özellik, bir istidat yoksa ne yaparsanız yapın yine de başarılı olamayabilirsiniz. Bunu fark ettiğimden beri dualarım değişti. Hayattaki gayretlerim değişti.


Artık Allah’a, “Allah’ım, ne olur bana planında işe yarama fırsatı ver,” diye dua ediyorum.


Artık kafayı “iyi insan olmaya” eskisi kadar takmıyorum; çünkü sadece iyi şeyler yaparsam başıma iyi şeyler geleceğine inanmıyorum. Ama Tanrı’nın planında işe yararsam başıma iyi şeyler gelebileceğini düşünmeye başladım.


Ve şunu da fark ettim: Tanrı’nın planında işe yaramak için zaten iyi olmak gerekiyor.


Eğer etrafınıza zarar veriyorsanız…

Fiziksel zararı geçtim, insanları psikolojik olarak tahrip ediyorsanız…

Bulunduğunuz ortamı kısırlaştırıyor, canlanmasına engel oluyorsanız…

İnsanların mutlu olmasına katkı sunmuyorsanız…

İnsanların huzurlu olmasına katkı sunmuyorsanız…

İnsanlara bir gelecek vaat etmiyorsanız…

Hayatı ve dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek için çabalamıyorsanız…


Tanrı’nın planında zaten işe yaramıyorsunuz demektir.

Ve zaten iyi bir insan da olmuyorsunuz.


Ben hep şunu düşündüm: Biz kime çalışıyoruz?


Geç de olsa fark ettim ki dünyanın sahibi biz değiliz. Dünyanın sahibi, henüz doğmamış çocuklarımız. Hiç görmediğimiz insanlar. Biz aslında onlar için çalışıyoruz. Bu dünyayı onlara bırakacağız.


Bizim gerçek patronumuz, henüz doğmamış çocuklardır.


Bunu bilerek yaşamamız lazım. Onlar için hayatı kolaylaştırmamız, dünyayı iyileştirmemiz gerekiyor. Onların zamanlarını çalmamamız gerekiyor. Boş mesailerle, anlamsız düzenlerle yıllarını harcamalarına engel olmamız gerekiyor.


Yapabileceğimiz tek şey bu.


Evet, çok klişe gelebilir ama hayat gerçekten bir bayrak yarışı. Bunun farkına varmamız gerekiyor.


Çocuklar için huzurlu bir dünya yaratmamız gerekiyor.

Çocukların iyi eğitim aldığı bir dünya yaratmamız gerekiyor.

Çocukların bir yaz akşamı çimlerde barış içinde uzanıp yıldızlara bakarak birbirleriyle sohbet ettiği, uzayı düşündüğü, eğlendiği bir dünya yaratmamız gerekiyor.


Bence Tanrı’nın planı budur.


Tanrı, zannettiğimizin aksine, sadece şükredip yerimizde saymamızı istemiyor. Özellikle Türkiye’de insanlar şükür kavramını çok karıştırıyor.


Elbette şükürsüz olmamak gerekir. Ama bu dağınıklığa, bu yanlışlığa, dünyadaki kanunsuzluklara ve kötülüklere karşı vurdumduymaz bir şekilde sadece şükredip hiçbir yanlışı değiştirmeden yaşamak; ne bir Müslümana ne de bir insana yakışır.


Bugün sahip olduğunuz hâl için şükredin.

Ama çocuklarınızın dünyası için bunun yeterli olmadığını da bilin.


Bu şükürsüzlük değildir.

Bu gayrettir.

Bu, Allah’ın planında ter akıtan bir kul olmaktır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...