Ana içeriğe atla

Okul mu, Açık Hava Cezaevi mi?

 Benim düşünceme göre modern eğitim sistemi büyük ölçüde yozlaşmıştır.

Bugün okulların ne olduğuna dürüstçe bakarsak, çocuklar için çoğu zaman bir gelişim alanından çok bir açık hava cezaevini andırdığını görürüz.


Anne ve babalar çalışmak zorundadır. Evlerini geçindirebilmek, faturalarını ödeyebilmek, hayatı sürdürebilmek için mesailerini tamamlamaları gerekir. Peki bu sırada çocuk ne yapacaktır? Onu bırakabilecekleri bir yere ihtiyaç vardır. İşte okul, modern hayatın bu ihtiyacına cevap veren en büyük yapılardan biridir.


Bize yıllarca okulun; çocukları topluma kazandırmak, onları eğitmek, yaşadıkları toplumun kurallarını öğretmek, onları geliştirmek için var olduğu anlatıldı. Okulun amacının bireyi büyütmek, bilinçlendirmek ve hayata hazırlamak olduğu söylendi. Fakat gerçekte sistemin işleyişine baktığımızda, çocuğun bireysel gelişiminin çoğu zaman öncelik olmadığını görürüz.


Okul, bir yandan topluma uyum sağlayacak insanlar üretmenin aracıdır. Diğer yandan ise çalışan anne ve babalar için çocukların gün boyunca bırakıldığı, oyalanıp kontrol altında tutulduğu bir alandır. Nereden bakarsak bakalım, bu iki yaklaşımın merkezinde de çocuğun ruhu, yeteneği, karakteri ve özgün gelişimi yoktur. Çocuk, ya sisteme uygun bir eleman hâline getirilmek istenir ya da modern hayatın temposu içinde emanet edilecek bir varlık gibi görülür.


Oysa böyle olmamalıdır.


Okulun amacı itaatkâr çocuklar yetiştirmek değil, güçlü çocuklar yetiştirmek olmalıdır. Bir çocuğa açık hava cezaevi psikolojisi yaşatılmamalıdır. Devam zorunluluğu olan bir yer, oraya giden insan için bir noktadan sonra eğitim kurumu olmaktan çıkar, cezaya dönüşür. Çünkü insan gelişmek zorunda olabilir, öğrenmek zorunda olabilir, kendini inşa etmek zorunda olabilir; ama belli bir binada, belli saatlerde, belli kalıplar içinde bulunmak zorunda olmamalıdır.


Bir çocuk öğrenmek zorundadır. Ama aynı yerde oturmak, aynı disiplinin içine girmek, aynı biçimde şekillendirilmek zorunda değildir.


Eğer anne ve babalar çocuklarının gelişimini başka insanların ellerine bırakacak kadar zamansız, yorgun ve mecbur hâle geldilerse, burada sadece eğitim sistemini değil, modern hayatın tamamını sorgulamak gerekir. Çünkü bir çocuğu kim yetiştiriyorsa, çocuk aslında ona ait olur. Onun değerlerini taşır, onun dilini konuşur, onun sınırlarını benimser ve sonunda ona hizmet eder. Bu yüzden sistemin yetiştirdiği çocuklar, giderek anne ve babalarına değil; kendilerini biçimlendiren düzene hizmet etmeye başlar.


Belki de asıl mesele tam olarak budur.


İşte Matrix budur.

Ve kurtulmamız gereken şey de budur.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...