Ana içeriğe atla

En Çok İsteyene Oy Vermek Neden Yanlıştır?

 Bir yerde seçim varsa, mutlaka adaylar da çıkar. Bu bir belediye seçimi olabilir, genel seçim olabilir, hatta bir ticaret odası, esnaf odası ya da şoförler odası başkanlığı seçimi bile olabilir. Alan değişir ama manzara pek değişmez.


Ortaya bazı insanlar çıkar. Gayet istekli görünürler. Şık giyinirler, güzel konuşurlar, tıraşlarını olur, imaj çalışması yaparlar, ekipler kurarlar, reklam verirler, para harcarlar, koştururlar, ter dökerler. Kendilerini tanıtmak için ciddi emek verirler. Dışarıdan bakınca sanki büyük bir fedakârlık yapıyor gibidirler.


Peki neden?


Bir insan neden kamu hizmeti yapmak için cebinden para harcar? Neden sırtına yük almak, sorumluluk üstlenmek, eleştirilmek ve stres yaşamak için bu kadar istekli olur? Neden bu kadar hevesli olur? Vatandaşın asıl sorması gereken soru budur. Ama çoğu zaman bu soru sorulmaz.


Tam tersine, en çok isteyene oy verilir.


En çok görünen, en çok konuşan, en çok para harcayan, en prezentabl duran, en iyi kampanyayı yapan kişi daha avantajlı hale gelir. İnsanlar çoğu zaman bu istekliliği bir erdem zanneder. Oysa bence burada çok büyük bir yanılgı vardır.


Çünkü bir insan seçilmeyi bu kadar çok istiyorsa, bunun için bu kadar para ve emek harcıyorsa, büyük ihtimalle seçildikten sonra bunun karşılığını almak istiyordur. Harcadığını çıkarma niyeti taşıyordur. Bu da çoğu zaman aynı kapıya çıkar: yolsuzluk, rüşvet, kayırmacılık, kamu kaynaklarının peşkeş çekilmesi ve makamın şahsi menfaate çevrilmesi.


Kimse sizin için bu kadar ter dökmez. En azından çoğu insan dökmez. İnsan tabiatı bu kadar romantik değildir. Birçok adayın motivasyonu hizmet değil, kazançtır. Ama seçmen, tam da bu hırsı çoğu zaman liderlik zanneder. Böylece en istekli olana, yani çoğu zaman en iştahlı olana oy verir.


Bence en büyük hata burada başlıyor.


Peki o zaman nasıl oy verilmeli?


En çok isteyene değil, en az ihtiyaç duyana bakılmalı.


Yani makamı kendi çıkarı için istemeyen, makam olmadan da saygın olan, yaşadığı yerde dürüstlüğüyle bilinen, karnı tok, karakteri düzgün, namuslu insanlar aranmalı. Belediye başkanı mı seçilecek? O bölgede yaşayan en saygın, en güvenilir, en düzgün insan kimse onu bulmalıyız. Oda başkanı mı seçilecek? O çevrede gerçekten sözüne güvenilen, menfaat peşinde koşmayan insan kimse onu öne çıkarmalıyız.


Sorun şu ki, namussuz insanlar çalmak için kendilerini öne atarlar; namuslu insanlar ise çoğu zaman geri planda kalır. Çünkü onların motivasyonu ganimet değildir. Onları sahaya iten açgözlülük değil, çoğu zaman vicdandır. Fakat vicdan, hırs kadar gürültücü değildir. Bu yüzden dürüst insanlar çoğu zaman sessiz kalır; meydanı da en çok isteyenler doldurur.


İşte vatandaşın görevi tam burada başlar.


Dürüst insanları yalnız bırakmamak gerekir. Onları bulmak, ikna etmek, desteklemek, görünür kılmak gerekir. Geri planda kalan namuslu insanlara “Sen öne çık, biz arkandayız” demek gerekir. Çünkü kötülerin motivasyonu güçlüdür; iyilerin motivasyonu ise çoğu zaman dışarıdan destek ister.


Bu yüzden oyunuzu meydana kendini atanlara hemen vermeyin. En çok bağırana, en çok para harcayana, en şık görünene, en profesyonel propaganda yapana teslim olmayın. Bir insanın bir koltuğu neden bu kadar çok istediğini önce kendinize sorun.


Belki de asıl oy verilmesi gereken kişi, o koltuğun peşinden koşmayan kişidir.


Size soruyorum; şahsi bir işiniz için vekaletinizi en çok isteyene mi verirsiniz, en güvendiğiniz insana mı verirsiniz?


Vekâlet vermek ciddi iştir. Oy bir vekalettir. Aynı ciddiyeti gösteriyor musunuz?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...