Ana içeriğe atla

Topal Osman ve ALİ ŞÜKRÜ BEY CİNAYETİ

 Topal Osman veya Hacı Topal Osman Ağa (d. 1883, Giresun - ö. 2 Nisan 1923, Ankara), Kurtuluş Savaşı'nda Doğu Karadeniz'de faaliyet gösteren mahallî milis güçlerinin reisi ve muhafız taburu komutanı.

Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Giresunlulardan oluşan muhafız kıtasının komutanıdır. Kurtuluş Savaşı'nda yararlıklar göstermiş, 1923'te Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey cinayetinin azmettiricisi olduğuna karar verilince hakkında tutuklama emri verildi

Papazın Bağı'ndaki baskından yaralı olarak ele geçirilmiş ancak İsmail Hakkı Tekçe tarafından başı gövdesinden ayrılmak suretiyle kesilerek öldürülmüştür ve bilahare Çankaya yakınlarına gömülmüştür.

Meclis’te Ali Şükrü Bey’in katilinin yakalanarak Ulus Meydanı’nda idam edilmesi kararı oy birliği ile alınınca başından asılması mümkün olamayınca ceset mezardan çıkarılmış, Meclis’in kapısında, ayağından asılmıştır. Cenazesi, daha sonra kardeşlerinin Atatürk’ten ricası üzerine Giresun’a nakledildi ve Kurban Dede mezarının yanında Giresun Kalesi’ne defnedildi. Naaşı, Atatürk’ün Giresun’u ziyaretinde verdiği emir üzerine 1925 yılında kalenin en yüksek tepesinde yaptırılan anıt mezara nakledilmiştir.

Balkan Harbi'nde Osmanlı ordusuna gönüllü olarak katıldı, Çatalca cephesinde savaştı. Bu savaş sırasında sağ diz kapağından yaralandı, topal kaldı ve “Topal” lakabını böylece edindi.

Gerçekleştirmek istediği hac ziyaretini yapamadan öldüğü için, kendisine bedel, silah arkadaşı Kurdoğlu Hacı Hafız Mustafa hacca gönderilmiş ve böylece ölümünden sonra yakınları tarafından Hacı Osman Ağa olarak da anılmaya başladı.

ALİ ŞÜKRÜ BEY CİNAYETİ



Birinci meclis, her ne kadar Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’nin tayin ettiği azalardan, yani çoğu eski İttihatçılardan olsa bile, muhalefet de eksik olmamıştır. Bu muhalefet, Mustafa Kemal Paşa’ya sadık Birinci Grup ile şahıs otoritesine karşı İkinci Grup arasında cereyan etmiştir.

Resmî tarihin aksine, bunlar muhafazakâr ve cumhuriyet düşmanı değildir. Olabildiğince liberal ve demokrattır. Ekserisi Envercidir. Onun gelip hareketin başına geçmesini hayal etmektedir. Cumhuriyet devri muhalefetinin nüvesini teşkil eder. Terakkiperver Fırka, Serbest Fırka, Demokrat Parti, hep bunlar arasından yeşermiştir.

1921’de askerî vaziyet kritikleşince, meclisin salâhiyetleri başkumandan sıfatıyla Kemal Paşa’ya devredilmiş; 1922’deki üçüncü uzatmadan sonra bu salâhiyeti geri almak isteyen meclise meydan okuyarak devletin fiilî hâkimi hâline gelmiştir. Böylece “Onların işleri meşveret iledir” âyeti indirilip, yerine “Hâkimiyet milletindir” yazısı asılırken, gerçekte aksi olmuştur.

Buna rağmen, sonradan Halk Partisi adını alacak olan Birinci Grup zaman zaman o kadar sıkıştırılmıştır ki, saltanatın kaldırılması, Lozan’ın kabulü ve cumhuriyetin ilânı çok zor olmuştur. Muhalifler bazen tehditle, bazen yok edilerek sindirilebilmiştir. Bunlardan biri de II. Grup lideri Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’dir.


Bursa’nın işgali üzerine Mustafa Kemal Paşa’ya tarizde bulunduğu ateşli konuşmalar yaptı. Bu, hükümeti müşkül vaziyete soktu. Paşa’ya geniş salahiyetler veren başkumandanlık kanununa şiddetle muhalefet etti; ama müspet rey verdi.

Mart 1923’te Lozan müzakerelerinde yaptığı uzun konuşmalarla hükümeti sıkıştırdı. Öyle ki 6 Mart’taki celsede Kemal Paşa ayağa kalkıp Ali Şükrü Bey’in üzerine yürüdü. Böylece Mahir İz’in tabiriyle idam fermanını kendi eliyle imzaladı.

27 Mart’ta Ali Şükrü Bey’in kaybolduğu haberi Ankara’ya bomba gibi düştü. Meclis karıştı. Geçen sene Trabzon’da Batum’daki Enver Paşa için çalışan Yahya Kahya’nın faili meçhul katli, endişeyi arttıran sebep oldu.

Rıza Nur’un anlattığına göre, bir müfreze askerle gezen bir jandarma zabiti, Mühye köyü yakınlarında sürülmüş bir tarlanın kenarındaki sinek yığınından şüphelenmiş; biraz kazınca, Ali Şükrü Bey’in cesedini bulmuştu.


“Demokrasi şehidi”

Ali Şükrü Bey için hem Ankara’da, hem de Trabzon’da merasim yapıldı. Bayrağa sarılı tabutu hastaneden alınıp Hacı Bayram Camii’ne, oradan da meclise getirildi. Tan gazetesi, katılanların sayısını 40 bin olarak verir. Binlerce kişi tabutunu taşımak için birbirine girmişti.

Cenaze buradan otomobille Trabzon’a götürüldü. İkinci Grup’un önde gelen isimlerinden Hüseyin Avni Bey, cenazeyi uğurlarken, “Ey Trabzon, sana al bayraklı bir gelin gönderiyoruz” demiş; “Ali Şükrü’yü öldüren bilekleri kıracağız, isterse sırmalı paşa bileği olsun!” diyecek kadar ileri gitmiştir.

Gazi, cenazenin İstanbul üzerinden nakline müsaade etmedi. Buna rağmen Trabzon’daki merasim, hükümete muhalefet gösterisi hâlini aldı. Sonradan İsmet İnönü’nün veliahdi olacak Trabzon milletvekili Faik Ahmed (Barutçu), “Çankaya katilleri” diye bağırıyordu.

Amerikalı subaylar ve Rus diplomatlar da iştirak etti. Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Ankara’ya cephe aldı ve merkezle irtibatını kesti. Muhalifler, Ali Şükrü Bey’i bir “demokrasi şehidi”ne dönüştürdü.

Mahir İz, “Ey ruh-i mübarek, seni bir sâil-i menhus / Şehrah-ı hakikatde şehid eyledi, efsus” diye başlayan bir mersiye yazmıştır. (Ey mübarek ruh, seni bir uğursuz saldırgan, hakikat yolunda şehit etti, yazık!)


Hasır parçası

Tahkikata göre, Ali Şükrü Bey, kaybolduğu 27 Mart günü Karaoğlan caddesinden hükümete giden yol üzerindeki Merkez Kıraathanesi önünde oturmuş, adeti veçhiyle nargile içiyordu. Topal Osman’ın adamlarından Mustafa Kaptan gelerek, seni ağa istiyor, diye çağırmıştı. Daha evvel birbirlerini tanıdıkları için, kalkıp gitmişlerdi. Bir daha kendisini gören olmamıştı.

Sonraki hadiseler şöyle cereyan etmişti: Topal Osman’ın Çankaya’daki evine vardıklarında, Ali Şükrü Bey’i sandalyeye oturtmuş; arkadan gelen 8 kişiye yağlı kementle boğdurtmuştu. Ali Şükrü Beyin mukavemeti üzerine hayli zorlukla işlerini bitirebilmişlerdi.

Ali Şükrü Bey’in avucundaki bir sandalye hasırı parçası, işi çözdü. Siyasi konjonktürden rahatsız olan başvekil Rauf Bey muhtemelen bunu fırsat bilip işin üzerine gitti.


Katil nerede?

İsmet İnönü hatıralarında, “Ali Şükrü Bey’in, meclisin en sert bir üyesi ve özellikle Atatürk'e karşı son derece insafsız ve kırıcı ifadeler ve hareketlerle muhalefet eden bir unsuru” olduğunu; Gazi’nin muhafızı Topal Osman tarafından öldürüldüğünü söyler. (Hatıralar, II/103-104)

Falih Rıfkı der ki: “Mecliste Mustafa Kemal’den kuşkulanan en tehlikeli ve azgın grup muhafazakâr takımı idi. Trabzon Milletvekili Ali Şükrü bu grupta idi… Mecliste sert çatışmalar oluyordu. Bir defasında Ali Şükrü kürsüde konuşan Mustafa Kemal’e ağır sözler söyledi. Birbirlerinin üstlerine yürüdüler. Bu olaya çok sinirlenen Topal Osman bir adamını yollayarak Ali Şükrü’yü konuşmak üzere Çankaya tarafındaki evine çağırır ve karşısındaki iskemleye oturur oturmaz boğdurur.

Vak’a çok önemli idi. Boğduran Mustafa Kemal’in muhafız komutanı. Mustafa Kemal’in evini bekleyen erler onun adamları. Düşmanları cinayeti Mustafa Kemal’den biliyorlardı. Mustafa Kemal, Muhafız Taburu Komutanı İsmail Hakkı’ya (Tekçe) yakalama emri vererek kendisi eşi Lâtife Hanımla birlikte Çankaya’dan uzaklaştı.

Şiddetli bir çarpışma sonunda Topal Osman ölü olarak ele geçti. Adamları Mustafa Kemal’in Çankaya'daki köşküne ateş etmişlerdi. Fakat olay bununla kalmadı. Trabzon’da Faik Barutçu denen avukat ki Atatürk'ün ölümünden sonra İnönü’nün ilk milletvekillerinden biri olmuştur. ‘Katil Çankayada’ başlıklı yazılar yazıyordu.” (Çankaya)

Rıza Nur der ki: “Ali Şükrü, biz Lozan’da iken, Kılıç Ali ve Topal Osman’ın adamlarından bazısının kendisini öldürmek istediğini, fakat bunlardan biri uzak akrabası olduğu için, tetikte bulun diye ikaz ettiğini anlattı. Bundan korkmamış, kabadayı adamdı. Ben ondan bunun intikamını alacağım, dedi. Bir müddet sonra Topal Osman’a rast geldim. Kemal-i safiyetle, mecliste hainler varmış; basıp hepsini keseceğim, dedi. Bunları sana kim haber verdi diye sordum. Gazi söyledi, dedi. Vazgeçmesi için nasihat ettim; kabul, hatta yemin etti.” (Hayat ve Hatıratım, III/1171-1174)


Kız gibi meclis

Osman Ağa sıkıştırılınca Çankaya köşkünü bastı. Ancak Hakkı (Tekçe) ve ekibi tarafından birkaç adamıyla beraber vuruldu. Cesedi Ulus meydanında günlerce ayağından asılı kaldı. Böylece hadise failin konuşmasına fırsat verilmeden kapanmış oldu.

Ali Şükrü Bey’in zevce ve çocuklarına para ödenmesine dair teklif, mecliste kanunlaşmadı. Aile sefalete düştü. Adı bile unutulan Ali Şükrü Bey, yıllarca Trabzon’da mütevazı bir mezarda yatarken, Topal Osman için Giresun’da abidevi mezarlar yapılmış, sokaklara caddelere ismi verilmiş; her sene hakkında anma merasimleri tertiplenmiştir.

İnkılap tarihi kitapları hadiseyi sükût geçer. En detaylı hadiselerin bile anlatıldığı Nutuk’ta, Ali Şükrü Bey’den bahis bile yoktur. Topal Osman’a dair pek azı ciddi, çoğu gayrı ciddi onlarca kitap yazılmışken, Ali Şükrü Bey hakkında sadece iki kitap vardır (Kadir Mısıroğlu ve Necmeddin Alkan).

Birinci Grup bazen muhaliflerce öyle sıkıştırılmıştır ki, bundan yılan Mustafa Kemal Paşa, 28 Haziran 1923’te meclisi dağıtıp kendi tabiriyle “Kız gibi bir meclis” kurarak, tamamı kendi taraftarlarından teşekkül eden yeni bir meclis meydana getirdi (İsmail Habip Sevük, Atatürk İçin, s.53).


Kim? Niçin?

Ali Şükrü Bey’i Topal Osman’ın öldürdüğüne dair umumi bir kabul varsa da cinayet adli cihetle hâlâ tam olarak aydınlatılmış değildir. Buna dair çeşitli fikirler vardır:

1-Topal Osman şahsi garezle öldürmüştür. Resmi kabul budur. Çünki Ali Şükrü, dostu ve Enver Paşa’nın yakın adamı Trabzonlu Yahya Kahya’nın katli işini soruşturuyordu. Kahya’yı Tekçe öldürmüş; iş Topal Osman’ın üzerinde kalmıştı. Resmi görüş budur. Halbuki eskiden beri ikisinin arası çok iyiydi. Ağa, Ankara’ya geldiğinde Ali Şükrü karşılamış, mecliste onu öve öve bitirememişti.

2-Topal Osman Gazi’ye sadakati sebebiyle öldürmüştür. Mahmut Goloğlu, Süleyman Beyoğlu gibi müelliflerin fikri budur.

3-Muhalefeti susturmak için Topal Osman’a öldürtülmüştür. Bu sebeple Osman Ağa infaz edilirken, gözü hep Gazi’yi aramıştır. Rıza Nur, Mahir İz ve Trabzonluların fikri budur.

4-Bir başkası (mesela İsmail Hakkı Tekçe) öldürmüş, suç Topal Osman’a atılmıştır. Giresunluların görüşü budur. Böylece hem muhalefetten, hem de kendisine artık lüzum kalmayan Ağa’dan kurtulmak mümkün olmuştur.

Mahir İz’in tabiriyle “Bir taşla iki kuş!” Nitekim hadisenin faillerinden Mustafa Kaptan ile Muharrem Çavuş cezadan sıyırmış; iş, Ağa’ya kalmıştır. Halbuki ortada cinayeti Ağa’nın işlediğine dair bir mahkeme kararı yoktur.


https://www.ekrembugraekinci.com/article/?ID=1269&bir-siyasi-muhalifin-tasfiyesi:-ali-%C5%9F%C3%BCkr%C3%BC-bey-cinayeti

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...