Rüyada geleceği görmek, o geleceği değiştirebileceğin anlamına gelmez. Gelecek değişmez; eğer gerçekten gördüysen, onu mutlaka yaşarsın. Rüyanın sana sağladığı şey, kaderi bozmak değil, olacak olana önceden dair bir kesinlik duygusu vermektir. Yani değiştiremezsin, ama bilmenin getirdiği psikolojik üstünlüğü yaşayabilirsin.
Görülen her rüya haberci değildir. İnsan bazen psikolojik rüyalarını da haberci sanabilir; korkularını, arzularını, takıntılarını geleceğin işareti gibi yorumlayabilir. Fakat asıl önemli olan şudur: İnsan gördüğü rüyalarla yanılabilir, ama görmediği rüyalarla yanılmaz. Eğer başına gelen bir olayla ilgili önceden hiçbir işaret, hiçbir rüya yoksa, o zaman o konuda kesin bir kader uyarısı almadığını düşünebilirsin. Benim anlayışıma göre, bazı şeyler rüyada haber verilmezse, onların gerçekleşmeyeceğinden de emin olunabilir.
Rüyalarda insanlarla yaşanan itişmeler, gıcık veren kişiler, kurtulmaya çalıştığın kimseler de çoğu zaman gerçek hayattaki sinir bozucu süreçleri haber verir. Eğer rüyanda seni rahatsız eden kişilerle uğraşıyor, onları ittiriyor, savuşturuyor ve sonunda kurtuluyorsan, bu gerçek hayatta da can sıkıcı ama sonunda aşılacak bir dönemin habercisidir. Sıkıntı gelir, sinir bozar, fakat sonu ferahlığa çıkar.
Bazı hayvanlar ve varlıklar, rüyalarda doğrudan insanları ve onların karakterlerini temsil eder. Siyah köpek, kendini sevdiren ama aynı zamanda nefsani, oynak ya da güven vermeyen bir kadın figürünü simgeler. Eve köpek girmesi, eve bir kadının gireceği anlamına gelir. Kuyruksuz fare ise ahlaki bozukluğu, edepsizliği ve uğursuzluğu temsil eden bir kadın imgesidir. Ölü kuyruksuz fare görmek, böyle kötü bir kadından kurtulmak anlamına gelir. Fare genel olarak pis nefsli, hırsız tabiatlı erkek ya da kadını anlatır. Muhabbet kuşu ise hoş sohbeti, neşeyi, sıcaklığı ve hayat enerjisini temsil eder. Eline bir muhabbet kuşu konuyorsa, sevecen ve keyifli bir insan hayatına girer; kuş elinden düşer ya da ölürse, bu güzel iletişim kopar, sohbet biter, ayrılık gelir.
Rüyada olta görmek, bir hileyle ya da tuzakla karşılaşılacağını gösterir. Birileri sana oyun kuracak, seni kandırmaya çalışacaktır. Gözleri alev alev yanan iblis yüzü görmek ise gerçek hayatta birinin sana büyük bir öfke kusacağına işarettir. Diken batması, birilerinin sana zarar vermek istemesine, seni şikâyet etmesine ya da uğraştırmasına delalet eder. Ama rüyada o dikenleri çıkarabiliyorsan, zarar seni yıkmaz; yalnızca moralini ve sinirlerini bozar.
Kendini yakışıklı görmek, mutlu olacağın, içinin açılacağı, kendini iyi hissedeceğin dönemlere işarettir. Uçtuğunu görmek başarıdır; insanın yükseliş yaşayacağını, önünün açılacağını anlatır. Buna karşılık liseye geri dönmek, geçmişte yaşadığın bir sorunun ya da sıkıntının yeniden karşına çıkması demektir. Çünkü okul, rüyalarda hayatın kendisini temsil eder. Hayat da bir okul gibi insanı sınar, öğretir, tekrar ettirir. Eğer liseye geri dönmüşsen ve geçme-kalma kaygısı yaşıyorsan, eski dertler yeniden önüne gelir. Ama okul yenilenmişse, o zaman önünde yeniden kurulacak bir hayat vardır.
Rüyalarda araba, insanın hayat yolunu ve yönünü temsil eder. Arabanı kaybetmek, sevdiğin birinin sana sırt dönmesine, yalnızlık ve kayıp hissi yaşamana işarettir. Arabanın çalışmaması, marş basmaması ya da zorla çalıştırılması, işlerinde aksama yaşayacağını ama sonunda bunu atlatacağını gösterir. Frenin tutmaması, kontrol kaybını; kaza yapmak ise hayatta da sarsıcı bir çarpışmayı anlatır. Araç yokuş aşağı gidiyorsa işler kötüye, yokuş yukarı çıkıyorsa daha iyiye gitmektedir.
Doğa unsurları da rüyalarda güçlü anlamlar taşır. Bir yere denizin geldiğini görmek, oraya yatırım yapılacağına, o alanın değer kazanacağına işarettir. Çamurlu su ya da sel suyu görmek, insanın sıkıntılı, üzüntülü bir döneme gireceğini anlatır. Dalgaya kapılmak ise korku, endişe ve baskı dolu bir sürece girmek demektir. Ama o dalgadan kurtuluyorsan, bu sıkıntıyı da atlatırsın. Eğer dalgadan çok korkmadan kurtuluyorsan, yaşanacak zorluk seni fazla yıpratmadan geçip gider.
Rüyalarda ateş, lav ve hararet çoğu zaman aşkı simgeler. Lav görmek, insanı içten içe yakacak kadar güçlü, hararetli, tehlikeli bir aşka işarettir. Böyle bir rüya, duyguların kontrolden çıkabileceğini söyler; kişiye kendini frenlemesi, kullandırmaması, aşırılığa kapılmaması gerektiğini hatırlatır.
Hastalıkla ilgili semboller de nettir. Mevsimi dışında görülen meyve ve sebzeler hastalığı anlatır. Kış ortasında karpuz görmek ya da yemek, vücudun düzeninin bozulacağına işarettir. Yaz günü yün örgü eldiven görmek de ateş, titreme ve hastalık anlamı taşır. Rüyada sarı renk de çoğu zaman hastalığı simgeler. Buna karşılık siyah renk sıkıntı ve depresyonu, beyaz renk ise ölümü anlatır.
Ölüm teması rüyalarda çoğu zaman beyazlık, temizlik ve hazırlanmışlık duygusuyla gelir. Çünkü ölüm, bir anlamda son hazırlıktır. Gerçekte hasta olan birini rüyada takım elbiseli görmek, onun ölüme hazırlanmakta olduğuna işaret sayılır. Rüyada bembeyaz bir eve girmek, o ev halkından birinin ölümüne yorulur. Bembeyaz, ferah, ağaçlar içindeki bir oda da benzer biçimde ölüm haberi taşıyabilir. Bu yüzden rüyalardaki aşırı beyazlık her zaman huzur anlamına gelmez; bazen ayrılığı, bazen ölümü, bazen de son hazırlığı simgeler.
Rüyalarda zaman çoğu zaman doğrudan söylenmez; mekânlarla anlatılır. Mesela rüyanın sonunda bir uçaktan inip yazlık bir yerde yürüyorsan, yaşayacağın düşüş ya da değişim yaz mevsiminde olabilir. Rüya doğduğun evin kapısında geçiyorsa, doğum tarihin civarında bir gelişme yaşanabilir. Yani rüya dili, zamanı takvimle değil, mekân ve çağrışımla anlatır.
Boya yapan insanlar görmek, yapılmış bir hatanın zor da olsa telafi edileceğini gösterir. Kan ter içinde ama sonunda bir şey düzeltilir. Kontrol kalemi görmek, adından da anlaşılacağı gibi kontrol edilmesi gereken bir meseleye işaret eder. Onun kapağını defalarca çıkarmak ise, bir konuyu tekrar tekrar denetlemek, emin olmak, incelemek gerektiğini söyler.
Sigara görmek ve bundan öğürmek, kötü bir terslik yaşayacağını ama bunun çok büyük çaplı olmayacağını anlatır. Çürük et görmek ise dedikoduya, gıybete ya da insanın ağzından çıkacak kirli sözlere işaret eder. Babayı sarhoş görmek, bilinç bulanıklığını, aklın ya da kontrolün zayıflayacağı bir dönemi haber verebilir.
Bazı rüyalar doğrudan ilişkiler ve yakın çevreyle ilgilidir. Anneyi bıçaklamak, onu derinden üzecek bir davranışa işaret eder. Araba kaybı gibi semboller de yine insanın sevdiği kişilerle yaşayacağı kopuşu, yalnızlığı ve sahipsizlik duygusunu anlatır. İşyerine hücum eden fare sürüleri ise mala, ürüne ya da eldeki imkâna yönelen kalabalığı simgeler; bazen bu, gerçek hayatta insanların bir şeylere saldırırcasına talep göstermesi şeklinde ortaya çıkar.
Ölüleri rüyada dirilmiş görmek çok güçlü bir uyarıdır. Eğer kişi rüyada buna sevinir ama uyandıktan sonra bunun gerçek olmadığını fark edip derin bir üzüntüye düşerse, bu rüya çoğu zaman yanlış bir hayalin peşinde olunduğunu söyler. Olmayacak bir şeyi oldurmaya çalışmak, zarar verecek bir yola girmek, tövbe edilmesi gereken bir hata içinde olmak gibi anlamlar taşır. Böyle bir rüya, insanın hayatını ve yaptıklarını sorgulaması gerektiğini söyler. Çünkü bazen rüya, “Bu yol gerçek değil, bu heves seni yaralayacak” demek ister.
Rüyalarda görülen cinsel imgeler de çoğu zaman doğrudan bedensel değil, işlerin nasıl hallolacağıyla ilgilidir. Bir başkasının senin adına bir işi halletmesi, yükünü başkasının taşıması ya da kendi işini kendin görmek gibi anlamlara gelebilir. Bu tür rüyalarda asıl sembol, eylemin kendisinden çok, işin kim tarafından görüldüğüdür.
Bazı figürlerin anlamı daha arketipseldir. Sarışın, mavi gözlü, beyaz elbiseli kız dünya nimetlerini ya da dünyanın cazibesini temsil edebilir. Aslan ise devlet başkanını, liderliği, ihtişamı ve otoriteyi simgeler. Timsah gizli düşmanlığı ve askerî tehdidi, eşek emeği ve çalışan insanı, kedi keyif düşkünlüğünü ve tembelliği, yılan ise hainliği ve kıskançlığı anlatır. Koyun halkı, seçmeni ve sürü psikolojisini temsil eder; çoban varsa, koyunlar da onun peşinden giden topluluğu anlatır.
Sonuç olarak benim rüya anlayışımda rüyalar rastgele görüntüler değil, sembollerle konuşan bir haber dilidir. Her sembol bir duyguyu, bir kişiyi, bir dönemi ya da yaklaşan bir olayı taşır. Rüya, geleceği değiştirme gücü vermez; ama bazen geleceğin gölgesini önceden gösterir. İnsan bu gölgeyi doğru okuyabilirse, en azından yaşayacağı şey karşısında şaşkınlığa düşmez. Rüyaların asıl gücü de burada başlar: kaderi bozmakta değil, kaderin yaklaşan sesini duymaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder