Ana içeriğe atla

Gerçek Mucize: Bir Metnin Yüzyılları Aşması

Gerçek Mucize: Bir Metnin Yüzyılları Aşması

Bazı insanlar mucize dendiğinde doğa yasalarının kırıldığı anları düşünür: gökyüzünde olağanüstü olaylar, denizlerin yarılması, doğanın bir anda kurallarını değiştirmesi… Benim için ise gerçek mucize başka bir yerde yatıyor. Ayın ikiye yarılması ya da denizlerin ortadan ikiye ayrılması gibi anlatılar beni ikna eden şeyler değil. Bana göre asıl mucize, zamanın içinden geçen bir metnin, yüzyıllar sonra tarihin içinde gerçekleşen bir olayla bu kadar güçlü biçimde örtüşebilmesidir.

Davut’a atfedilen ve Tevrat’ın bir parçası olan Mezmur 22’de yazılanlar bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu metin, İsa’dan yaklaşık bin yıl önce kaleme alınmıştır. Metin, acı çeken bir insanın yalnızlık hissini, insanların ona alay ederek bakmasını ve yaşadığı ağır bir aşağılanmayı anlatır.

Yüzyıllar sonra çarmıhta olduğu anlatılan İsa’nın söylediği söz ise dikkat çekicidir:

“Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?”

Bu cümle, Mezmur 22’nin ilk cümlesidir. Yani İsa, aslında çok eski bir metni doğrudan hatırlatmaktadır.

Benim için asıl çarpıcı olan nokta tam burada başlıyor. Çünkü Mezmur 22 yalnızca bir yakarış değildir; metnin ilerleyen bölümlerinde insanların alay etmesi, aşağılamalar ve hatta giysilerin paylaşılması gibi ayrıntılar da yer alır. İncil’de çarmıh sahnesi anlatılırken askerlerin İsa’nın giysileri için kura çektiğinin yazılması, bu eski metinle güçlü bir paralellik kurar.

Bu nedenle benim bakış açıma göre mucize, doğanın kurallarının kırılması değil; tarihin içinde bu kadar güçlü bir anlam zincirinin oluşabilmesidir. Bin yıl önce yazılmış bir metnin, yüzyıllar sonra yaşanan bir olayla bu kadar derin bir şekilde kesişmesi bana göre çok daha etkileyicidir.

Fakat belki bundan da daha çarpıcı olan başka bir nokta vardır. Eğer İsa bu mezmuru biliyorsa — ki o dönemde kutsal metinlere hâkim bir Yahudi olarak bunu bilmemesi neredeyse düşünülemez — o zaman kendi kaderini de biliyor demektir. Yani yalnızca acı çeken bir insan değil, aynı zamanda metinlerde anlatılan kaderin farkında olarak ona doğru yürüyen bir figür ortaya çıkar.

Benim gözümde asıl mucize tam olarak burada ortaya çıkıyor: Yüzyıllar önce yazılmış bir metnin, bir insanın hayatında ve ölümünde anlam bulması… ve o insanın bunu bilerek, geri dönmeden kendi kaderine doğru yürümesi.

Teslim olması.

O bir feryat değildi.  
O bir sitem değildi.  

O biliyordu.

Eli, Eli, lema şevaktani?

---

## Mezmur 22

Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?  
Neden bana yardım etmekten uzak duruyorsun?  
Feryat ediyorum ama cevap alamıyorum.

Gündüz sana sesleniyorum, cevap yok.  
Gece sana yakarıyorum, yine suskunluk.

Oysa sen kutsalsın,  
İsrail’in övgüleri üzerinde taht kuransın.  
Atalarımız sana güvendi,  
Sana güvendiler ve sen onları kurtardın.  
Sana yakardılar ve kurtuldular,  
Sana güvenip utanç içinde kalmadılar.

Ama ben bir insan değil,  
Adeta bir solucan gibiyim.  
İnsanların alay ettiği,  
Halkın küçümsediği biriyim.

Beni gören herkes benimle alay ediyor,  
Dudak büküyor, baş sallıyorlar:  
“Tanrı’ya güvendi,  
Öyleyse Tanrı onu kurtarsın!  
Madem Tanrı onu seviyor, gelsin kurtarsın!”

Oysa beni annemin rahminden çıkaran sensin.  
Daha annemin kucağındayken bana güven duygusu veren sendin.  
Doğduğum andan beri sana emanetim.  
Annemin rahminden beri benim Tanrım sensin.

Benden uzak durma,  
Çünkü sıkıntı yakınımda  
Ve yardım edecek kimse yok.

Birçok güçlü düşman beni kuşattı,  
Boğalar gibi çevremi sardılar.  
Aslan gibi ağızlarını açtılar,  
Parçalayıp yutmak ister gibiler.

Gücüm su gibi dökülüyor,  
Kemiklerim dağılmış gibi.  
Yüreğim balmumu gibi eriyor içimde.

Gücüm kurumuş bir çömlek parçası gibi,  
Dilim damağıma yapışıyor.  
Beni ölümün tozuna yatırdın.

Köpek sürüsü etrafımı sardı,  
Kötü insanların topluluğu beni kuşattı.  
Ellerimi ve ayaklarımı yaraladılar.

Bütün kemiklerimi sayabiliyorum;  
İnsanlar bana bakıp seyrediyor.

Giysilerimi aralarında paylaşıyorlar,  
Elbisem için kura çekiyorlar.

Ama sen, ey Tanrım, uzak durma.  
Gücüm sensin, yardımıma çabuk gel.

Canımı kılıçtan kurtar,  
Hayatımı köpeklerin elinden.

Beni aslanın ağzından kurtar,  
Yaban öküzlerinin boynuzlarından kurtar.

Kardeşlerime senin adını duyuracağım,  
Topluluğun ortasında seni öveceğim.

Ey Tanrı’dan korkanlar, O’nu övün!  
Ey İsrail soyundan gelenler, O’nu yüceltin!

Çünkü O, ezilenin sıkıntısını küçümsemedi,  
Ondan yüzünü gizlemedi.  
O’na yakardığında onu işitti.

Büyük topluluk içinde seni öveceğim,  
Sana verdiğim sözleri yerine getireceğim.

Yoksullar yiyip doyacak,  
Tanrı’yı arayanlar O’nu övecek.  
Yüreğiniz sonsuza kadar yaşasın!

Dünyanın bütün uçları Tanrı’yı hatırlayacak  
Ve O’na dönecek.  
Bütün uluslar O’nun önünde eğilecek.

Çünkü egemenlik Tanrı’nındır,  
Ulusların üzerinde hüküm süren O’dur.

Yeryüzünün güçlüleri bile O’na tapınacak,  
Toprağa gidenler bile önünde eğilecek.

Gelecek kuşaklar O’na hizmet edecek,  
Rab hakkında yeni nesillere anlatılacak.

Henüz doğmamış olanlara bile  
O’nun yaptıkları duyurulacak.

---

## Mezmur 22 ile Çarmıh Anlatısı Arasındaki Paralellikler

1. Aynı cümleyle başlayan sahne

Mezmur şu sözle başlar:

“Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?”

Çarmıhta olduğu anlatılan İsa’nın söylediği söz de aynıdır. Bu nedenle bu ifade, doğrudan Mezmur 22’ye yapılan bir gönderme olarak görülür.

2. İnsanların alay etmesi

Mezmurda şöyle denir:

“Beni gören herkes benimle alay ediyor, dudak büküyor, baş sallıyor.”

İncil anlatılarında da çarmıhın etrafındaki insanların İsa’yla alay ettiği yazılır.

3. “Tanrı’ya güvendiyse kurtarsın” sözleri

Mezmurda insanlar şöyle der:

“Tanrı’ya güvendi, öyleyse Tanrı onu kurtarsın.”

Çarmıh anlatılarında da kalabalığın çok benzer sözlerle İsa’yla alay ettiği aktarılır.

4. Ellerin ve ayakların yaralanması

Mezmurda şu ifade yer alır:

“Ellerimi ve ayaklarımı yaraladılar.”

Bu ifade, çarmıh sahnesinde anlatılan çivileme tasviriyle dikkat çekici bir paralellik kurar.

5. Giysilerin paylaşılması

Mezmurda şöyle yazılıdır:

“Giysilerimi aralarında paylaşıyorlar, elbisem için kura çekiyorlar.”

İncil anlatısına göre askerler gerçekten de İsa’nın giysileri için kura çeker.

6. İnsanların seyretmesi

Mezmurda şu ifade yer alır:

“Bana bakıp seyrediyorlar.”

Çarmıh anlatılarında da kalabalığın toplanıp olanları izlediği anlatılır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...