Ana içeriğe atla

Encümen-i danış: Atayı pokerde dolandıran adamlar.

 

Kılıç Ali'nin anılarından: Atatürk'e pokerde hile yaptık

"Salih Bozok, Atatürk’ün arkasına geçecek, onun elindeki kâğıtları Nuri Conker’e işaretle bildirecekti"


Cumhuriyet gazetesi, 10 Kasım Atatürk'ü anma günü vesilesiyle yayımladığı haberinde "Kılıç Ali" adıyla bilinen Süleyman Asaf Emrullah'ın anılarına da yer verdi. Kılıç Ali Paşa, Mustafa Kemal Atatürk'e pokerde nasıl hile yaptıklarını "Ben, Salih Bozok ve Nuri Conker, aramızda şunu kararlaştırdık. Salih Bozok, Atatürk’ün arkasına geçecek, onun elindeki kâğıtları Nuri Conker’e işaretle bildirecekti. Tertibatımız tamamlanmış, oyuna oturulmuştu. Atatürk rölanslara veya rest çekmelere başladığı zaman Salih eline bakıyor. Nuri Bey’in görmesi gerekiyorsa gözlerini kapayıp usulcacık kafasını aşağıya indiriyordu. Bu yolla bir hayli kazanmıştık" ifadeleriyle anlatıyor.

‘Atatürk’e pokerde hile yaptık’

Bir gün Samsun’dan Ankara’ya geliyorduk. Atatürk, trendeki arkadaşlara şöyle dedi:

“Haydi poker oynayalım. Fakat bu kez ciddi oynayalım. Siz kazandığınızda vereceğim. Paraları alır, eğlenirsiniz.”

Ben, Salih Bozok ve Nuri Conker, aramızda şunu kararlaştırdık. Salih Bozok, Atatürk’ün arkasına geçecek, onun elindeki kâğıtları Nuri Conker’e işaretle bildirecekti. Tertibatımız tamamlanmış, oyuna oturulmuştu. Atatürk rölanslara veya rest çekmelere başladığı zaman Salih eline bakıyor. Nuri Bey’in görmesi gerekiyorsa gözlerini kapayıp usulcacık kafasını aşağıya indiriyordu. Bu yolla bir hayli kazanmıştık. Tam Ankara’ya yaklaşmıştık. Atatürk sırasını getirdi ve Nuri Bey’e bir rest çekti. Salih, Atatürk’ün eline bakarak hemen gözlerini kapadı ve başını aşağıya doğru salladı.

Nuri Bey de resti gördü.

Bu eli de alırsak kazancımız bir hayli yükselecekti. Fakat Salih, Atatürk’ün elindeki iki rua’yı görmüş, aldığı diğer rua’yı da dame zannetmiş, ona göre işaret vermişti. Meğer Atatürk, üç kâğıt alarak kare yapmamış mı?

Saatlerce emek vererek kazandıklarımız bir anda geri gitmişti. Bunun üzerine Nuri Bey, “Yahu be Salih, tam görmüşsün birader” deyince Atatürk işi anladı, kahkahalarla gülmeye başladı.


https://t24.com.tr/gundem/kilic-alinin-anilarindan-ataturke-pokerde-hile-yaptik,370064


Kılıç Ali'nin oğlundan flaş açıklamalar

Babasının Encümen-i Daniş üyesi olduğunu söyleyen gazeteci Altemur Kılıç, Balyoz davası için “Askerler bugünleri gördükleri için olasılık planları yapmış olabilirler.” diyor. Ona göre, bundan sonra darbe zor.

-Encümen-i Daniş’i biliyor musunuz?

Bilirim, babam Encümen-i Daniş üyesiydi. Hilton’da toplanırdı.

-Nasıl çalışıyorlar?

Eski şahsiyetlerin, eski akil adamların toplantısıydı. Gizli saklı bir yanı yoktu. Ülke meselelerini görüşürler. Öyle derin devlet falan değil.

-Kim kuruyor?

Kendiliğinden oluşmuş. Bazı şeylere saplanıp kalma, kim kurmuş, diye. Toplanmışlar bu akil adamlar ülke meselelerini konuşalım demişler. Bu âdet olmuş, her hafta toplanmışlar. Hepsi emekli. Karadayı’yı, babamı, Tayfur Sökmen’i bilirim. Bunlar derin yapı ise dünyada Türkiye’de daha neler var? Masonlar, şunlar bunlar hepsini öyle saymak gerekir o zaman.

-Siz katıldınız mı?

Ne davet ettiler ne de katıldım.

https://www.timeturk.com/tr/2012/08/22/kilic-ali-nin-oglundan-flas-aciklamalar.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...