Ana içeriğe atla

06 AC 600

 Çatlı kimdir?


Türkiye'de çeşitli cinayetlerden yargılandı. 12 Eylül Darbesi'nden sonra yurt dışına kaçtı, uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle yargılandı. Kaldığı hapishaneden kaçtı.1996'da Susurluk Kazası'nda öldü..


1977'de Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığına, 25 Mayıs 1978'de de Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcılığına seçildi.


1977'de Ankara Emniyet Müdürlüğünce 6136 Sayılı Kanuna muhalefet, polise ateş etmek ve suç aleti tabancayı saklamak suçundan hakkında işlem yapıldı.


11 Temmuz 1978'de Ankara'da Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in öldürülmesi olayının faili olarak Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesince hakkında gıyabi tevkif kararı verildi.


23 Ağustos 1978'de Sakarya ilinde yakalandı ve gözaltına alındı.

Abdullah Çatlı'nın, 9 Ekim 1978'de de Ankara ili Bahçelievler semtindeki 7 TİP'linin öldürülmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğu iddialarına ilişkin tutuklama kararı olayın üzerinden 4 yıl, 4 ay geçmesinden sonra gerçekleştirilebildi. Bahçelievler Katliamında suç ortakları ile birlikte Ankara'da 7 kişiyi öldürmek, yasadışı örgüt kurmak, patlayıcı madde atmak ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarından Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından tutuklama ve uluslararası seviyede aranması için Kırmızı Bülten çıkarma kararları 1982'de alındı.


1980 Ekim ayında Mehmet Ali Ağca'ya ve kendisine Hasan Dağaslan isimli sahte pasaport düzenlemekten Konya İkinci Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Savcılığınca arama kararı alındı. 1995'te de Edirne Emniyet Müdürlüğünce Ağca'nın yurt dışına çıkarılmasına yardımcı olmaktan yakalama kararı alındı.


1982'de Adalet Bakanı'nın diplomatik kanallardan İsviçre makamlarına ilettiği "halkı, hükümet aleyhine silah kullanarak mukateleye teşvik ve 7 kişiyi öldürmek" suçlamalarını içeren iade talebi İsviçre makamları tarafından kendi mevzuatlarına uygun bulunmayarak reddedildi.


Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul'un öldürülmesi olayında adı geçen 1981'de açılan MHP davasının 2 numaralı sanığı Abdurrahman Kıpçak yakalandığında Abdullah Çatlı bağlantısı tespit edildi.


Abdullah Çatlı da Cevat Yurdakul cinayeti ile alakalı olarak arandığı sırada, İsviçre'de tutuklandı. Ancak İsviçre makamlarının ilgili belgelerin ellerine ulaşmaması nedeni ile serbest bırakıldı.


CHP İl Başkanı Zeki Tekiner cinayetinin müebbet hapse mahkûm edilen hükümlülerinden Uğur Coşkun suikast öncesi yapılan keşifte Çatlı'nın arabasını kullandıklarını söyledi.


Çatlı, 12 Eylül Darbesi'ni izleyen aylarda yurt dışına çıktı. Bulgaristan ve Viyana'da bir süre kaldı. 22 Şubat 1982'de, İsviçre'de Mehmet Özbay adına düzenlenmiş pasaport ile yakalandı, ancak serbest bırakıldı. 


Türkiye'ye iadesi talebi suçun siyasi nitelikli adledilmesi sebebiyle kabul edilmedi.


Eylül 1982'de İtalya'daki Gladio örgütünün mensuplarından Stefano Delle Chiaie ile Latin Amerika'da görüştü.


22 Ekim 1983'te Paris'te Millî İstihbarat Teşkilatı ile ilişkiye geçtiği ve ASALA'ya karşı 5 eylemde kullanıldığı MİT resmî belgelerinde yer aldı.[kaynak belirtilmeli]


İstihbaratçı Korkut Eken de Abdullah Çatlı'nın 1980'li yılların başlarında MİT ile ilişkisi olduğu ifade etmiştir.


2019'da Emekli MİT mensubu Mehmet Eymür bir gazete röportajında şunları söyledi: "Çatlı ve ekibi Avrupa’da uyuşturucu işi yapıyordu. PKK ile işleri vardı. Ben muhaliftim onların kullanılmasına. (…) Onlar (o dönem MİT İstanbul Bölge Başkanı) Nuri Gündeş’e bağlı olarak çalıştılar. Bir Ermeni anıtına bomba koydular, bir de bir arabanın altına bir şeyler koydular. Doğru düzgün yaptıkları bir operasyon yok yani."


24 Ekim 1984'te uyuşturucu madde kaçakçılığı suçundan Fransa'nın Paris kentinde yakalandığında üzerinde Hasan Kurtoğlu adına düzenlenmiş bir pasaport vardı. Ayrıca üzerinde eroin maddesi, bir başka sahte pasaport ve Türkiye'nin Stuttgart Başkonsolosluğuna ait sahte mühür bulundu. Çatlı, Fransa'da 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.


Sante Cezaevinde iken Türkiye'nin Fransa'dan iade talebi 27 Mayıs 1985 tarihinde Türkiye'de idam cezası olması sebebiyle kabul edilmedi.


Çatlı'nın adı daha sonra Mehmet Ali Ağca'nın Papa'ya suikast girişimine adı karıştı. İtalyan askeri polisinin 1981'deki raporunda Ağca'nın Abdullah Çatlı, Oral Çelik, Üzeyir Bayraklı ile arkadaşlıkları olduğu belirtildi.


Çatlı, 16 Eylül 1985'te Papa Suikasti davasında tanık olarak konuştu. Oral Çelik'in suikast ile ilgisi olmadığını, Mehmet Ali Ağca'nın Bulgar ajanı olabileceğini iddia etti.


Çatlı, 1985'te 7 yıl ceza aldığı Fransa'da iken İsviçre'ye uyuşturucu madde kaçakçılığı suçundan iade edildi. 21 Mart 1990'da İsviçre'nin Zug kantonundaki Bostadel Cezaevinde tutuklu bulunmakta iken kaçtı.


26 Şubat 1992 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Şahin Ekli isimli sahte pasaport kullanarak yurtdışına çıkmaya teşebbüs suçundan hakkında işlem yapıldı ve serbest bırakıldı. 


3 Ağustos 1994'te Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sahte kimlik ile Maliye Bakanlığında Maliye Müfettişi olduğu için Hususi damgalı pasaport talebinde bulundu.


Susurluk Kazası sonrası yapılan soruşturma sırasında 1994'te kendisine verilen silah ruhsatındaki imzanın dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar imzasıyla verildiği ortaya çıktı.


31 Ağustos 1996'da Balıkesir Emniyet Müdürlüğünce Mehmet Özbay sahte kimliği ile ruhsatlı tabancayla meskun mahalde ateş ettiği için işlem yapıldı.


Çatlı'nın 26 Nisan 1996'da Ömer Lütfü Topal ile aynı uçakta Kıbrıs'a gittiği ve aynı otelde kaldıktan sonra 1 Mayıs 1996'da geri döndüğü de kayıtlardan ortaya çıktı.


1997'de dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkan Vekili iken Hanefi Avcı, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine verdiği ifadesinde 1990'ların başında "bölücü terör örgütü ile hukuk dışı yöntemlerle mücadele etmek için" oluşturulan grubun daha sonra dağılmayıp "şahsi çıkarları doğrultusunda eylemlere" başladığını söyledi. Bu oluşumun içinde yer alan isimler arasında Abdullah Çatlı'yı da saydı.


Dönemin MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür de aynı mahkemeye daha sonra verdiği ifadesinde Abdullah Çatlı'nın bu oluşum içinde olduğu konusunda Hanefi Avcı'nın iddialarını doğruladı. Eymür, DGM'ye verdiği ifadesinde Çatlı gibi kişilerin yurtdışı bağlantılı uyuşturucu işleri ile uğraştıklarını ve faaliyetleri sırasında polis himayesini sağlayan kimlikler taşıdıklarını, havaalanlarında VİP salonları kullandıkları gibi bilgiler olduğunu söyledi.


Çatlı’nın 1980 Sonrası Bazı Bilinen Faaliyetleri

•1982 yılında Ermeni asıllı TKP/ML üyesi Nubar Yalımyan'ın Hollanda'da öldürülmesi.

•Fransa'da Ermeni aktivist Ara Toranian'ın öldürülme teşebbüsü.

•3 Mayıs 1984 yılında Paris'te Ermeni anıtının bombalanması.

•24 Ocak 1984 Paris'te uyuşturucu ticaretinden dolayı polis tarafından aranma çıkarılması.

•Kürt asıllı yazar Kendal Nezan'e göre Kürt uyuşturucu kaçakçısı Behçet Cantürk'ün Sapanca'da öldürülmesi.

•1994 yılında PKK destekçisi Rum Theofilos Georgiadis'in öldürülmesi Çatlı ekibi ile ilişkilendirilmiştir.

•Kumarhaneler kralı olarak bilinen Ömer Lütfü Topal cinayeti.

•Kürt asıllı İranlı kaçakçılar Lazım Esmaeili ve Askar Simitko'nun öldürülmesi.

•Eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür'ün röportajında iddia ettiğine göre uyuşturucu ticareti yapması.


3 Kasım 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında tarihe Susurluk kazası olarak geçen trafik kazasında öldü. 


Kaza sırasında Çatlı'nın yanında, arka sol tarafta oturan Gonca Us ve arabayı kullanan İstanbul eski emniyet müdür yardımcısı Hüseyin Kocadağda ölmüştür. Aracın içindeki dört kişiden yalnızca dönemin DYP milletvekili Sedat Edip Bucak kurtulabilmiştir. 


Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş ve MİT Müsteşar'ı Sönmez Köksal'ın hazırladığı Susurluk Skandalı için hazırlanan farklı raporlarda adı sıkça geçmektedir.


Nevşehir'de yapılan cenaze töreninden sonra Nevşehir'deki Kaldırım Mezarlığı'na defnedildi.


Ergenekon davaları sürecinde, İşçi Partisi’nden çıkan bazı belgelerde, DHKP-C lideriyle Yunanistan’da görüşülerek para karşılığında suikast talimatı verdiğine dair iddialar da hakkında öne sürülmüştür.


Ölümü hakkında komplo teorileri mevcuttur.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PKK - ABDULLAH ÖCALAN (TÜRKÇE)

Abdullah Öcalan , PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) kurucusu ve lideridir. Türkiye’de ve birçok ülkede PKK terör örgütü olarak kabul edilir. Öcalan, Türkiye’de yargılanmış ve çeşitli ağır suçlardan hüküm giymiştir. Türkiye’de Mahkemece Sabit Görülen Başlıca Suçlar Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suçlarından biridir. Silahlı örgüt yoluyla Türkiye’den toprak koparmaya teşebbüs kapsamında değerlendirilmiştir. Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek PKK’nın kurucusu ve lideri olarak örgütün tüm faaliyetlerinden sorumlu tutulmuştur. Binlerce kişinin ölümüne neden olan eylemleri planlamak ve talimat vermek Sivil, asker ve güvenlik görevlilerine yönelik saldırılar dahil. Silahlı isyan ve terör faaliyetlerini sevk ve idare etmek Türkiye içinde ve sınır ötesinde yürütülen silahlı faaliyetler. Adam öldürmeye azmettirme (çok sayıda olay kapsamında) Doğrudan değil, örgüt lideri sıfatıyla emir ve talimat yoluyla. Silahlı saldırılar, b...

Fotokopinin fotokopisi bir sözde diploma

  Noter ve Diploma İddiaları Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı dosyalarından biri, kuşkusuz 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunulan üniversite diploması belgeleridir. Aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini koruyan bu iddialar, sadece bir "eğitim durumu" sorgulaması değil, aynı zamanda hukuk, noterlik mevzuatı ve bürokratik işlemler yumağı haline gelmiş durumda. Bugün, bu iddiaların merkezinde yer alan o "noter tasdikli" belgeyi ve işlem sürecindeki soru işaretlerini mercek altına alıyoruz. İddiaların Odağındaki İşlem Akışı İddiaya göre süreç, hukuki usullerin dışına çıkan bir dizi olayla şekilleniyor: • Aslı Olmayan Fotokopi: İddianın temelinde, YSK'ya sunulan belgenin aslında bir diplomanın orijinali değil, "sahte olduğu öne sürülen" bir belgenin fotokopisi olduğu yatıyor. • Yetkisiz Teslimat: Belgenin, resmi bir vekaleti veya bu işlemi yapmaya hukuki yetkisi bulunmayan bir şoför aracılığıyla notere...

kemal kılıçdaroğlu

Diyor ki; “arınmamız lazım” sözde kendisi çok temizmiş ya… Tüm hayatı boyunca sadece iyilik yapmış biri gerçekten iyi midir? Hiç kötülük yapmamış biri gerçekten iyi midir? Gerçek iyi gerektiğinde iyilik için kötülük yapabilendir. Sırf sen ellerini kirletmeyeceksin diye masum insanlar cehennemde yanıyor. Bu senin temiz olduğun anlamına gelmiyor bu senin bencil olduğun anlamına geliyor. Masum insanlar cehennemde yanarken ben iyi olmayı bırakıp elimi pisliğe daldırınca kötü mü oluyorum? Yoksa fedakar mı?! Sen üstünü başını temiz tut aman kirlenmesin ellerin! Kuralların herkes için eşit işlemediği bir dünyada yaşıyoruz. Bazıları için hukuk vardır; bazıları için ise hukuk, yalnızca başkalarına uygulanacak bir araçtır. Bir taraf en küçük hatasında cezalandırılırken, diğer taraf neredeyse sınırsız bir özgürlüğe sahiptir. Böyle bir düzende rekabet adil değildir; zarlar en başından hilelidir. İşte bu yüzden insan kendine şu soruyu sormaya başlar: Böyle bir ortamda ahlaklı kalmak gerçekten erdem...