Gelecekte kullanılan dijital cüzdanlar yalnızca para saklamakla kalmıyor; isteğe bağlı olarak konum bilgisini de paylaşabiliyor. Bu sayede insanlar, hesap numarasını bilmeden yalnızca harita üzerindeki konumundan bir başkasına para gönderebiliyor. Örneğin yolun karşısında çöpleri toplayan birini gördünüz. Cüzdan uygulamasını açıyor, bulunduğu noktadaki cüzdanı tespit ediyor ve ona küçük bir bağış gönderiyorsunuz. İyilik anında ödüllendiriliyor. Zamanla insanlar, takdir edilen davranışlar sergilemeye başlıyor. Sokaklar temizleniyor, yardımlaşma artıyor ve toplum daha yaşanabilir bir yere dönüşüyor. Fakat her sistem gibi bu da kusursuz değil. Bir süre sonra istismarlar ortaya çıkıyor. Bazıları ekipler kuruyor; biri yere çöp atıyor, diğeri topluyor. Çöp atan ceza almazken, toplayan ödüllendirildiği için bu sahne tekrar tekrar oynanıyor. İyilik bir gösteriye, yardım ise bir gelir modeline dönüşüyor. Sonunda ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor: Dünyanın saf ve iyi niyetli insanları yavaş...
Uzun zamandır hür iradenin var olduğuna inanmıyorum. Birçok insan, kararlarını kendi verdiğini, hayatının direksiyonunda kendisinin olduğunu düşünüyor. Ben ise bunun bir yanılsama olabileceğini düşünüyorum. Bazen evrenin içinde, bedenlerden bağımsız çalışan devasa bir karar mekanizması olduğunu hayal ediyorum. Buna Tanrı diyebilirsiniz, kolektif bilinçdışı diyebilirsiniz ya da henüz adını koyamadığımız başka bir şey. İnsanlığın tüm hafızasını taşıyan, hesap yapabilen ve geleceği görebilen dev bir zihin… Bir bilgisayar gibi düşünebilirsiniz ama bizim bildiğimiz bilgisayarlardan kıyas kabul etmeyecek kadar güçlü. Geçmişi, bugünü ve geleceği aynı anda değerlendirebilen bir sistem. Belki de düşüncelerimize erişebiliyor, kararlarımızı etkileyebiliyor ve farkında olmadan bizi belirli yönlere itiyor. Eğer böyle bir mekanizma gerçekten varsa, o zaman özgür iradeden nasıl söz edebiliriz? Ama asıl ilginç olan şu: Böyle bir mekanizmanın hiç var olmadığını kabul etsek bile, yine ...